« Önceki |

22/2/2007

BİR SORUMSUZLUK ÖRNEĞİ DAHA

Tarih: 7 Ağustos 2006

Yer: Pursaklar-Ayancık Yolu(Ankara)

Aselsan'da çok önemli projelere imza atan 31 yaşındaki makine mühendisi Hüseyin Başbilen bir aracın içinde ölü bulunuyor. ODTÜ mezunu mühendisin sol el bileğinde ve boynunda kesik izleri var. Otopsi sonucu "intihar etmiştir"deniliyor.

Tarih: 16 Ocak 2007

Yer: Gölbaşı(Ankara)

Aselsan'da çalışan ODTÜ mezunu elektrik mühendisi 30 yaşındaki Ali Ünsem Ünal aracının içinde tabancayla intihar ediyor.3 yıldır Aselsan'da çalışan mühendis ölüyor.

Tarih: 26 Ocak 2007

Yer: Batıkent(Ankara)

26 yaşındaki ODTÜ mezunu elektrik mühendisi Evrim Yançeken evinde intihar ediyor.2 yıldır ASELSAN'da görev yapan 26 yaşındaki Evrim Yançeken, 7. kattaki evinin pencerisinden atlıyor. Genç mühendis ölüyor.

Yüksek lisans yapan genç mühendisin, uzun süredir tez için çalıştığı ve bu nedenle psikolojisinin bozulduğu iddia edildi. Bir de intihar notu bırakmış: "Artık dayanamıyorum. Psikolojim çok bozuldu. Yüksek lisans tezimle ilgili büyük sıkıntılar yaşıyorum. İntiharımdan kimse sorumlu değil. Ailemin üzülmesini istemiyorum.

* 7 Ağustos'taki ilk intiharda şüpheler vardı. Mühendis Hüseyin Başbilen'in vücudundaki kesikler için "kendi yaptı" dendi.

* Gölbaşı'ndaki 2. intihar da mühendis Ali Ünsem Ünal,aracının içinde başından vurulmuş bulundu. "İntihar etti" dendi.

* Batıkent'teki 3. intiharda ise Evrim Yançeken intihar notunu yazıp 7. kattan kendini attı.

Dikkat ederseniz 3 ölüm de farklı biçimde gerçekleşiyor.

3 farklı intihar metodunu uyguluyor mühendisler.

İntiharlar son 6 aya sıkışmış.

İlginç. Aselsan, TSK'nın dışa bağımlılığını azaltmak için kurulmuş bir şirket.En önemli özelliği aviyonik bakımından bunu büyük ölçüde başarmış olması.Bu aviyonik meselesi çok önemli. 650 milyon dolara F-16'larımızı ABD modernize edecek ya, işte o uçaklarda bizimkilerin yapamadığı tek şey aviyonik sistemler.Dışa bağımlılık o yüzden.

Türkiye'nin en parlak üniversitesinden mezun olmuş 3 parlak mühendis.

Türkiye'nin en parlak kuruluşlarından birinde iş buluyorlar.

Türkiye standartlarına göre hayli iyi maaş alıyorlar.

Ve "yüksek lisans tezi sıkıntısı" onları intihara sürüklüyor.

Yüksek lisans neden yapılır? Daha iyi maaş, daha iyi mevkii için.

Adam zaten 26 yaşında bunu başarmış.

Diğerleri de...

Aselsan'ın internet sayfasına giriyorum,intiharlarla ilgili tek açıklama yok.

Türkiye'nin en gözde kurumunun 3 mühendisi intihar ediyor, herkes "sus-pus".

Ölenler Aselsan'ın çalışanı değil yalnızca,

Bu ülkenin yetiştirdiği beyinler,

Olay sadece "ruhsal sıkıntı" ise, ilk intiharın ardından çalışanlarına yönelik tedbir almayan Aselsan yönetimi yine kusurlu sayılır.Türkiye'nin en gözde mühendisleri bu ölümleri görünce Aselsan'da çalışmak ister mi? Kurum, adeta içine kapanarak kendi bacağına kurşun sıkmış olmuyor mu?

Yanıtı gizlidir ama yine soralım: Bu mühendisler hangi proje üzeride çalışıyorlardı? Geleceklerini garanti altına almış 3 kişinin ard arda intihar etmesini "yüksek lisans" notu açıklamaya yetmiyor.


DİKKAT !

HERGÜN ZEVK İÇİN GÖNDERDİĞİNİZ BİR SÜRÜ MAİLDEN BİRİNİN YERİNE BU MAİLİ BİRİLERİNE GÖNDERİRSENİZ BELKİ MEMLEKETİMİZİN YETİŞTİRMİŞ OLDUĞU BU GENÇLERİN HESABI SORULUR SORULMASADA BİZ ONLARA KARSI GÖREVİMİZİ YAPMIŞ OLURUZ LÜTFEN İLETEBİLDİĞİNİZ KADAR ÇOK KİŞİYE İLETİN EĞER YAPMAZSANIZ DAHA YILLARCA BİRBİRİMİZE BİZ NEDEN BİRŞEYLER İCAT EDEMİYORUZ DİYE SORAR DURURUZ

8/2/2007

LÜFEN BU YAZIYA DİKKAT EDİN VE TAMAMINI OKUYUNUZ!!!!!

                    PETROL YASASI'NA ÇANKAYA'DAN VETO

 

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Petrol Yasası’nı, bazı maddelerinin tekrar görüşülmesi için TBMM’ye iade etti. Petrol konusunda ulusal çıkarların gözardı edildiğini kaydeden Sezer, devletin yetki devri ve yabancı şirketlere tanınan haklar nedeniyle yasayı onaylamadı.
     Günümüzde petrol için savaşlar çıktığına dikkat çeken Sezer, Türkiye’nin Kıbrıs Barış Harekatı’nda karşılaştığı ambargo nedeniyle, bu konuda ek önlemler aldığını hatırlattı. Sezer, yasa için, "Stratejik öneme sahip bir ürün konusunda yabancı devletlerin belirleyici olmasının önündeki engeller kaldırıldığı için ulusal güvenlik yönünden yaratılan risk daha da artmaktadır" dedi.
     Cumhurbaşkanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre, Sezer, yayımlanmasını uygun bulmadığı 5574 sayılı "Türk Petrol Kanunu’nun 2, 4, 19 ve geçici 1’inci maddelerinin bir kez daha görüşülmesi için TBMM Başkanlığı’na geri gönderdi.
     TBMM tarafından 17 Ocak’ta kabul edilen kanunun, 1’inci maddesinde, yasanın amacında, eski yasada bulunan "amacın gerçekleştirilmesinde ulusal çıkarlara uygun olma" ölçütüne yer verilmediğini kaydeden Sezer, 3’üncü maddede, petrol hakkının elde edilmesi için yapılan başvurunun değerlendirilmesinde, istemin ulusal çıkarlara uygun olması gerektiğinin belirtilmediğini ifade etti. Yasanın diğer maddelerinde de, ulusal çıkarların nasıl korunacağına ilişkin kurallara yer verilmediğini vurgulayan Sezer, Anayasa’nın 2’nci maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti’nin bir hukuk devleti olduğunun belirtildiğine işaret ederek, şunları kaydetti:
     "Yasaların kamu yararı amacıyla çıkarılması ve uygulamada kamu yararının öncelikle gözetilmesi hukukun evrensel kurallarının ve hukuk devleti ilkesinin gereğidir. Kamu yararının da, öncelikle ulusal çıkarları içerdiğinde kuşku bulunmamaktadır. Anayasa’nın 176’ncı maddesinde, Anayasa’nın dayandığı temel görüş ve ilkeleri içeren Başlangıç bölümünün Anayasa metnine dahil olduğu; 2’nci maddesinde de, Türkiye Cumhuriyeti’nin, Başlangıç bölümünde yer verilen temel ilkelere dayanan bir Devlet olduğu vurgulanmıştır.
     Anayasa metnine dahil olan, temel görüş ve ilkeler içeren Başlangıç bölümünün beşinci paragrafında, hiçbir etkinliğin Türk ulusal çıkarları karşısında korunma göremeyeceği açıkça belirtilmiştir."
     
ULUSAL ÇIKAR
    
Anayasa’nın 11’inci maddesinde, Anayasa kurallarının yasama, yürütme, yargı organlarını, yönetimi, diğer kuruluş ve kişileri bağlayan üstün kurallar olduğu açıklandığına dikkat çeken Sezer, "Üstünlük ve bağlayıcılık özelliği, tüm anayasal kuralların, bu bağlamda ulusal çıkarların, uygulamada yürütme organı ve yönetimce, öncelikle ve özenle gözetilmesi gerekeceğini göstermektedir. Başka bir anlatımla, ulusal çıkarların korunacağının Yasa’da açıkça düzenlenmemiş olmasının, devlet organlarının, kamu kurum ve kuruluşlarının ve kamu görevlilerinin Anayasa’dan kaynaklanan yükümlülüklerini ve görevlerini ortadan kaldırmayacağı açıktır" dedi.
     Bu organ, kurum, kuruluş ve görevlilerin, Anayasa tüm eylem ve işlemlerinde ulusal çıkarları ve kamu yararını önde tutmak, koruyup güçlendirmek yükümlülüğünde olduğunu belirten Sezer, "Petrol ve doğalgaz gibi stratejik önemi çok yüksek ürünler sözkonusu olduğunda bu yükümlülüğün daha da artacağı kuşkusuzdur" değerlendirmesini yaptı. Sezer, incelenen yasanın amacını düzenleyen 1’inci maddesi ile başvuruların değerlendirilmesine ilişkin kurallar içeren 3’üncü maddesinde, ulusal çıkarların korunacağına ilişkin açık kural bulunmamasının, bu konuda yapılacak uygulamalarda ulusal çıkar ve kamu yararının gözetilmesi zorunluluğunu ortadan kaldırdığını vurguladı.
     
DEVLET HAKKINDAN VAZGEÇİYOR
    
Üretilen petrol ve doğalgaz ürünlerinin ne kadarının ülke gereksinimi için kullanılacağı ne kadarının dışsatım konusu yapılabileceğinin yasada düzenlenmediğini bildiren Sezer, "Başka bir anlatımla, Yasa’da, ülkemizde üretilen petrol ve doğalgazın bir bölümünün, ulusal güvenlik ve ulusal çıkarlar gereği ülke gereksinimi için ayrılmasını zorunlu kılan bir kurala yer verilmediği saptanmıştır" dedi. Bu hükme yer verilmemesinin de Anayasa’ya aykırı olduğunu kaydeden Sezer, "İncelenen yasada, devletin petrol ve doğalgaz arama ve işletme hakkından vazgeçerek bunu yerli ya da yabancı gerçek ya da tüzelkişiler eliyle yapma amacında olduğu anlaşılmaktadır. Durum böyle olunca, ülkemizde üretilen petrol ve doğalgazın bir kısmının ülke gereksinimi için ayrılmasının, ulusal çıkarlar yönünden önemi daha da belirginlik kazanmaktadır" değerlendirmesini yaptı.
     Petrolün, dünyanın stratejik değere sahip en önemli ürünlerinden biri olduğunu; dünyadaki tüm anlaşmazlıklar, çatışmalar ve savaşların enerji kaynaklarına egemen olabilmek için yapıldığını anlatan Sezer, eski yasada bulunan düzenlemeye şöyle dikkat çekti:
     
KIBRIS HAREKÂTI ANIMSATMASI
     "Dünyadaki gelişmeler, petrol kaynaklarındaki rezervlerin giderek azalması ve enerji kaynaklarına olan gereksinimin artması petrolün stratejik önemini daha da artırmaktadır.
     Ülkemizde üretilen petrolün yarıdan fazlasının ülke gereksinimi için ayrılmasına ilişkin kural, önemli bir uluslararası gelişmenin sonucunda 6326 sayılı Petrol Yasası’na konulmuştur. Türkiye Cumhuriyeti, Kıbrıs Barış Harekatı sırasında ve sonrasında, uygulanan ambargo nedeniyle uçaklarına yakıt bulmakta zorlanınca, ulusal çıkarlarını korumak için 28.03.1983 günlü, 2808 sayılı Yasa’yla yukarıda açıklanan düzenlemeleri yapmak zorunluluğunu duymuştur.
      Stratejik önemi bu kadar yüksek olan petrolün, tümüyle dışsatım konusu yapılabilmesini olanaklı kılan düzenlemelerin ulusal güvenlik yönünden risk taşıdığı ortadadır."

ULUSAL GÜVENLİK
     İncelenen yasada, yabancı devletlerin doğrudan ya da dolaylı yönetiminde etkili olabilecekleri şirketler ile yabancı bir devlet için ya da yabancı bir devlet adına hareket eden kişilerin Türkiye’de petrol etkinliklerinde bulunmaları, mülk edinmeleri ve tesis kurmalarının yasaklanmadığına dikkat çeken Sezer, şunları kaydetti:
     "Böylece, stratejik öneme sahip bir ürün konusunda yabancı devletlerin belirleyici olmasının önündeki engeller kaldırıldığı için ulusal güvenlik yönünden yaratılan risk daha da artmaktadır. Yasada ülke gereksinimi için pay ayrılma zorunluluğunun getirilmemesi, ülkeyi tümüyle uluslararası şirketlerin ya da yabancı devletlerin kararına bırakmak anlamına gelir ki, bu durumu ulusal güvenlikle, ulusal çıkarlarla ve kamu yararıyla bağdaştırmak olanaksızdır." Yurt içi tüketimi karşılamakta yetersiz olan az sayıdaki kaynaktan elde edilen petrol ve doğalgazın tümünün yurt dışına satışına olanak tanınarak, daha sonra ülke gereksiniminin tümünün dışalım yoluyla karşılanmasının ulusal gelire ve ülkenin uluslararası kriz dönemlerindeki enerji gereksiniminin giderilmesine olumsuz etki yapacağını anlatan Sezer, "Ayrıca, incelenen yasanın 19’uncu maddesinin yedinci fıkrasının ilk tümcesinde, petrol üreticisinin ödeyeceği devlet payının, kuyubaşı fiyatından hesaplanacağı belirtilmiştir. Devlet’in gereksinim duyduğu petrolün piyasa fiyatından satın alınması zorunlu iken, petrol üreticilerinin ödeyeceği devlet payının kuyubaşı fiyatından hesaplanması ulusal çıkarlarla bağdaşmamaktadır" ifadesini kullandı.

İHRACAT SINIRI
     Türkiye’de üretilen ham petrol ve doğalgazın yurt dışına satılmasına sınır getirilmesi; bu üretimin belli bir kısmının "memleket ihtiyacına" ayrılması konusunda yasaya kural konulmasını isteyen Sezer, en azından yasa ile bu konuda Bakanlar Kuruluna, durumun gerektirdiği önlemleri ve kararları alma yetkisi verilmesinin ulusal çıkarlara ve kamu yararına daha uygun düşeceğini bildirdi.
     Yasanın devlet hissesini düzenleyen 19’uncu maddesine işaret eden Sezer, üretim tutarına bağlı olarak, üretilen ham petrolden yüzde 2-12, doğalgazdan yüzde 3-12 arasında kademelendirilen oranlarda devlet payı alınmasının öngörüldüğünü anımsattı. Bu düzenlemeyle, petrolün türüne, yerine, tutarına, kalitesine ve üretim yöntemine bağlı olarak devlet payının düşürüldüğünü vurgulayan Sezer, devlet payı oranının yüzde 2’ye, hatta kimi durumlarda yüzde 1’e kadar düşürülmesine olanak sağlandığını belirtti. Yasanın geçici 1’inci maddesine değinen Sezer, eski yasa ile alınan arama ve işletme ruhsatlarının da incelenen yasa kurallarına bağlı olmasının sağlandığını kaydetti.

PAYIMIZI AZALTIYORUZ
    
Dünyada birçok ülkede, yüksek olan devlet payının daha da yukarılara çekilmesi için uğraş verilirken, Türkiye’de bu oranın yüzde 2’ye, kimi durumlarda yüzde 1’e kadar düşürülmesinin haklı bir nedene dayanmadığını ifade eden Sezer, "Ayrıca, petrol ve doğalgaz kaynaklarına yönelik rekabetin yoğunlaştığı bir dönemde, bu kaynakların işletilmesinden alınan Devlet payının düşürülmesini gerekçelendirmek de güçtür. Bu nedenle, devlet payı tutarının düşürülmesine neden olacak 19’uncu maddesindeki düzenleme ulusal çıkarlar ve kamu yararı ile bağdaşmamaktadır" dedi.
     Yasanın 19’uncu maddesinin son fıkrasında, "Karalarda elde edilen devlet hissesinin yüzde 50’si işletme ruhsatının bulunduğu ilin il özel idaresinin açtıracakları hesaba aktarılır" düzenlemesine yer verildiğine işaret eden Sezer, hükümetin bundan önce yaptığı, yerel yönetimlere özerklik sağlayan İl Özel İdare Yasası’na dikkat çekti. Bu durumun Anayasa’nın 123, 126, 127’inci maddelerine aykırı olduğunu belirten Sezer, "Kimi özel idarelere petrol ve doğalgaz üretiminden alınan devlet payının yarısının aktarılması, idarenin bütünlüğü ilkesiyle bağdaşmayacak sonuçlar doğuracak niteliktedir" değerlendirmesinde bulundu. Ayrıca, devlet payının yarısının işletme ruhsatının bulunduğu ilin özel idaresinin hesabına aktarılmasının, ülke kaynağının tüm toplumun çıkarı yönünde kullanılması yerine, bir ya da birkaç ilin hizmetine sunulmasının, petrol zengini iller yaratarak bölgesel dengesizlikleri artıracağını belirterek, şunları kaydetti:
 
BÖLGECİLİK YAPILIR
     "Düzenleme, doğal kaynaklar üzerindeki bölgecilik akımlarını besleyecek ve tekil devlet yapısına zarar verecektir. Ülke kaynakları ulusun tümüne ilişkindir. Karada elde edilen ve tüm ulusa ilişkin olan petrol ve doğalgaz üretiminden alınan devlet payının yarısının, öteki bölgelerin ve illerin gereksinimi ve devletin mali kaynaklarının, kimi koşullarla yurdun tüm bölge ve illerinin kalkınmasında kullanılması gerektiği gözardı edilerek, doğrudan bir ya da birkaç ile özgülenmesi makul ve adil bir çözüm olarak görülemez. Düzenlemenin haklı dayanağı bulunmamakta ve bu uygulama kimi sakıncaları da kendi içinde taşımaktadır."


8/2/2007

ARTIK SESİMİZİ YÜKSELTMEMİZ GEREKMİYOR MU ?

 

Merhaba arkadaşlar bu ülkenin bir vatandaşı,bu ülkede yaşayan bir birey olarak herşeyden önce bir insan olarak soruyorum birilerine bağlı yaşamak zorunda mıyız, ewe içinizden tabiki değiliz diyorsunuz ewet değiliz bizi amerikanın yada diğer ülkelerin sömürgesi  yapmaya çalışanlar yada bunun olacağının farkında olamayan bunu göremeyen gözleri kapalı bakanlar artık gözlerini açmak zorundalar. Biz türk gençliği yada türk millete bu ülke topraklarının her avuç toprağını canımızı ödeyerek aldık ve bu kıymetli hazine bizlere emanettir bizde bunu diğer kuşaklara böyle teslim etmeliyiz yanlışım varsa düzeltin lütfen emanete sahip çıkmalıyız neyin peşindeler acaba bu yaptıklarının hesabını er geç verecekler,sanmasınlarki kaçış var.. lütfen artık elimizden geleni yapalım önce kendimizden başlayalım ailemizi çevremizi düzeltmeye çalışalım haksızlığın yolsuzluğun önüne geçelim ülke topraklarını ve çıkarlarımızı savunalım bakşa türkiye yok artık bunun farkına varalım

BU VATAN BİZİM KİMSENİN ELİMİZDEN ALMASINA İZİN VERMEYELİM HER ZERRESİNE CAN ÖDEDİK UNUTMAYALIM........

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE NE MUTLU TÜRKÜM DİYEBİLENE

8/2/2007

ÜLKEMİZ İÇİN KARŞI ÇIKMAMIZ LAZIM ARTIK

AMERİKA'DAN KORKMA

Biz aşağıda imzası olan kişiler, Türkiye'nin ABD ile 50 yılı aşkın zamandır sürmekte olan ilişkisinin kökten yanlış olduğunu ve sorgulanması gerektiğini düşünüyoruz.

İkinci Dünya Savaşı'nın bitiminde Türkiye'de estirilmeye başlayan Amerikan rüzgarının ülkemize herhangi bir yararı olmamış, tam tersine ortaya bir felaket bilançosu çıkmıştır.

Türkiye Kore Savaşı'na bu ilişki yüzünden girmiş ve evlatlarını yitirmiştir.

Türkiye ABD'ye yakınlaşmak adına dünyanın ezilen, bağımsızlık mücadelesi veren halklarının karşısında yer almıştır.

ABD bütün askeri darbelerin baş destekçisi olmuştur.

1970'lerden beri yaşanan bir dizi büyük provokasyon ve kitle katliamının arkasında CIA'sıyla, CIA tarafından yetiştirilen çeteleriyle ABD'nin olduğu bilinmektedir.

Soğuk savaş yıllarında NATO eliyle topraklarımıza nükleer mayınlar döşenmiştir ve bunlar hâlâ bilmediğimiz yerlerde ve ABD'nin kontrolünde bulundurulmaktadır.

ABD'nin denetimindeki IMF ve Dünya Bankası gibi kuruluşlar eliyle Türkiye borç ve bağımlılık batağına gömülmüştür.

ABD'nin masaya koyduğu dayatmalar arasında özelleştirme adıyla devletin fabrikalarının ve diğer işletmelerinin yabancı sermayeye teslim edilmesi vardır.

Türk Silahlı Kuvvetleri hem kadrolarıyla hem teknolojik altyapısıyla tamamen ABD'ye bağımlı hale getirilmiştir.

Bugün ABD Türkiye'yi Ortadoğu'da kendi egemenliği için atıldığı kanlı bir maceranın içine çekmeye çalışmaktadır…

ABD bu ilişkiyi korkuya dayanarak sürdürmektedir.

Onursuzluktan, bağımlılıktan, yoksulluktan, NATO'dan, kontrgerilladan, IMF'den, yabancı üslerden, dış borçlardan, tehdit ve şantaj politikalarından kurtulmak için kolları sıvıyoruz. ABD'den korkmadığımızı ilan ederek işe başlıyoruz.

ABD'DEN KORKMADIĞIMI İLAN EDİYOR, TÜRKİYE'NİN ABD İLE İLİŞKİLERİNİN BAŞTAN AŞAĞIYA GÖZDEN GEÇİRİLMESİ DOĞRULTUSUNDA İRADEMİ ORTAYA KOYUYORUM

1/2/2007

abdi ipekçi'yi anıyoruz

Gazeteci-yazar Abdi İPEKÇİ’yi öldürülüşünün 26. yılında bir kez daha özlemle ve sevgi ile anıyoruz. Gazetecilerin gösterdiği aydınlık yolda yürümek istemeyen pek çok karanlık güç hain saldırılara bugün olduğu gibi gelecekte de teşebbüs etmeye kalkışacaktır. Oysa ki; gazetecilerin olmadığı bir dünya yanlışların düzeltilemediği, gerçeklerin topluma sunulamadığı bir dünya olurdu ki; her iki halde de dünya yaşanmaz bir hale gelirdi. Gazetecilerimiz karşılaştıkları tüm zorluklara rağmen aşkla, sabırla ve inatla çalışmaya devam etmektedirler. Abdi İPEKÇİ de işine gönlünü koymuş bir gazeteciydi. Abdi İPEKÇİ Babıali’nin temeliydi. O aydın bir kimlik, eşi bulunmaz bir düşünce adamıydı.

Bugün de ne yazık ki, ülkemizde pek çok gazeteci haber peşinde koşarken yaşamlarını ortaya koymakta ve engellerle karşılaşmaktadır. Ülkemizde basının önemi yine de yeterince anlaşılamamaktadır.

            Bu ülkede aydınlar kolay yetişmiyor. Bugünlerimizin ve geleceğimizin aydınlık kaynağı olan düşün adamlarımıza ulusça hep birlikte sahip çıkmalıyız. Unutulmamalıdır ki, aydınlığına sahip çıkmayan uluslar ilelebet karanlıkta kalmaya mahkumdurlar.

Abdi İPEKÇİ’lerin, Uğur MUMCU’ların, Çetin EMEÇ’lerin ve daha pek çok aydınımızın arkasında genç bir nesil geleceğe doğru umutla yol almaktadır.

            Abdi İPEKÇİ’yi rahmetle, saygı ve sevgi ile anıyoruz.

                                                                                                                          


Sondakika haberler

Kategorilerim

    Arkadaşlarım

    Bağlantılarım

    Blogcu ile yapıldı